22 Kasım 2014 Cumartesi
Verdiğiniz değerin 1sn bile hak etmeyen insanlar var.
hayatımız insanlarla, onlara gerekli-gereksiz verdiğimiz değerlerin bize geri dönüşümüyle sürüp gidiyor… insan değer vermeden yaşayamaz derler, kuşkusuz ki öyle.. birilerine değer vermeden, güvenmeden, inanmadan, sırtımızı yaslamadan, içimizi açmadan yaşayamayız.. insan kendi kendine kalırsa düşündükleriyle bütün ruhunu paramparça edebilir bana göre.. bir süre sonra o kadar çok düşünmeye başlıyorsun ki geldiğin noktada her şey için kendini suçlu çıkartıyorsun.. neden? çünkü değer verdiğin insan bunları yapmış olamaz bize göre.. bu gerçeği görmekten, kabullenmektense kendimizi bizzat kendi içimizde yargılıyor ve suçlu buluyoruz, cezayı kesiyoruz.. acı… oysa ki o yanlışlıkla değerlenen şahsiyetler başkalarının duygularını emmek için ortalıkta bizim çektiğimiz acılardan bi haber dolaşıyor oluyorlar genellikle.. ha bunu görmüyor muyuz? bunu göremeyecek kadar aptal mıyız? tabi ki hayır.. her şeyin öyle bir farkındayız ki bunu sadece söyleyemiyoruz.. kalp kabullenirde dilden çıkmaz işte bir türlü.. bazı şeyleri sesli dile getirişimiz kabullenmemizde en büyük yardımcı değil midir ki? o kişiye değer vermememiz gerektiğini kendi içimizde kabullensek, bunun bir hata olduğunu ve bir daha tekrarlanmaması gerektiğini kabullensek belki de bu savaştan daha az yarayla sıyrılacağız.. üzerine birde ders çıkartacağız.. ama işte bunu yapamıyoruz zaten bunu yapabildiğimiz zamanda o kişiye olan duygularımız ölmüş oluyor.. buna da unutmak deniyor işte.. bunu başarabildiğimiz sürece varız bu dünyada duygu, his, ruh olarak..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Gereksiz eleştiri gizli hayranlıktır çekememezliktir.