24 Şubat 2015 Salı

Gecenin Uçurtması

Gece boyu düşünmüştü kadın.Alt dudağını dişleri ile ısırıp gözlerini tavana dikti.Yaşadıkları ve yaşayamadıkları bir film şeridi şeklinde göz önüne getirdi.Sinirlendi yumruğunu sıktı.Sonra yumruğunu acı içinde ısırmaya başladı.İç sesi; “bu kadar kolay be diye bas bas bağırıyordu.Bu kadar kolay mı bu sevgi karşılığı bu ayrılık..Şiir okurduk birbirimize her gün ilk sabah ve son gecelerde, ilk Cemal Süreya’nın dizelerinde bulmuştuk birbirimizi, ilk beraber çaya tiryaki olmuştuk birbirimize olduğumuz kadar olmasa da. Evet her gün hiç bıkmadan hep yeniymiş gibi Beyoğlu-Kadıköy sokaklarını feth ederdik seninle tüketirdik fakat yine hafta başı tekrar aynı yerlere giderdik her sokak başı bir kuytu köşede beni öpüşlerin vardır hiç unutmam. Dudaklarında kaybolduğum o soluğun. O kahkahalarından esinlendiğim cennet. ah. o adımı soluğundan işitmeye doyamadığım sesin.” Kadının alnından 2 damla ter bir biri ardınca akmaya başlamıştı boynundan iliklerine doğru. Diğer arkadan gelen damla öndeki damlaya yapışmıştı. Bir olmuşlardı. Gün ağarmıştı günün ilk ışıklarından ilk aydınlığından ikna olmuştu kadın hemen. Uzun bir geceyi düşüne durmuştu çünkü ve önünde ki tabureye çıktı çıplak kirli ayakları ile. Ayladır evden çıkmamıştı kadın acıdan kavrulmuştu evde. Sonunda kendinden gayet kararlı bir şekilde boynundan ipleri geçirdi ve tabureye tekmesini attı o sırada adam. Evet aylar sonra adam kilidi ile kapıyı açtı “Samatyam neredesin?” diye içeri girerek. Kadının hali ve yüz ifadesi ile karşılaştı kadın biraz önce acı içinde kıvranarak ağlar iken adamın sesini duyar duymaz onca acıya yaşanana rağmen; gurbette çalışıp evine gelen babasını gören çocuk neşesi gibi gözlerinin içi gülercesine tebessüm vererek can verdi boynunda ipler ile.

Onur Güneş

(Yeni kitaptan ilk defa bir kesit yayımlamak istedim.)


12 Şubat 2015 Perşembe

Can Gox-My Woman

Bende bir gülüş var tam kalbimin için de.
onu düşündükçe tekrar tekrar yankılanıyor kahkahaları
kulağımın için de.
bende bir bakış var.
gözlerinin kahvesinde boğulduğum.
gözlerinde ki ışık, tek aydınlık kaynağım.
bana bir dokunuşu var a dostlar.
hissetseniz kendinizden geçer nefesiniz kesilir oracıkta.
aahh! bu kadın dostlar dudakları tek istikametim.
solukları yaşama cesaretim, yaşama sebebim.
sesi en güzel fon müziğim.
aahh! bende bir sevmek var, bir yürek var.
görmelisiniz duymalısınız sizde.
çünkü başka yok bu devr-i alem de
siz de şaşırmalısınız ki öte yandan.
ibret alınası. örnek alınası.
imrendirici bir yürek ahh ne kadar kıskanıyorum bir bilseniz.
benden çok seviyor diye yüreği benden yüce benden sağlam diye.
Ahmet Arif'in dediği gibi:
Ne güzel şey
Senden gayrısını tanımamak.
Takmamak.
sen be kadın sen. sadece sen.
bir tek sen bak bana.
bir tek sen dokun istiyorum.
bir tek sen konuş istiyorum.
bir tek sen kız bana.
bir tek sen bağır çağır köpür
bir tek sen vur kır incit
bir tek sen kötülük yap üz zarar ver be kadın.
senden gelsin istiyorum her şeyin;
İyisi de kötüsü de ikisine de zevkle razıyım.
ve inan bir saniye olsun gıkım çıkmaz sana.
ve evet çünkü biz senin ile:
Biz seninle gecenin derinliğinde
ipleri birbirine dolanmış iki uçurtmayız.
sevdiğim sevindiğim.
seni sevmek ne muazzam şey.
sana doyamamak üstüne titremek.

Adımı soluğundan işitmeye doyamadığım kadın.

05:38
Adımı soluğundan işitmeye doyamadığım kadın.
Yakınlık ve mutluluk hissiyatlarında boğuluruz,
Gitme kalma meselesi değil bu.
Yeni bir güne yelken açarken
Gün ağarıyor.
Sokak lambalarının sönüp, güneşin doğduğu vakit,
Tenime ilişen esinti
Gülüşünün esintisi iken soluğumun bekçisi oluyor
Güne seninle başlar iken,
Ellerin ellerimde iken,
Gülüşün soluğu ben de iken;
İnan, doğrusu kalkmaya hiç bir mecalim yoktur,
Bu sabah ve bundan sonra ki sabahlara.
Kasıklarında uyuduğum bir gece anlamıştım.
Ve düşündüm.
Evet, düşündüm ki.
Sen. beni baştan çıkaran o köprücüklerin.
Hafif bir tebessümünde belirginleşen elmacık kemiğin.
Çok sakindin fakat, kızmaya çalıştığında ki o kaşların.
Soluğun. soluğunu da en güzel o gece hissetmiştim.
Nefesi verdiğinde rahmine kadar inen soluğunu ensemden.
İliklerime geçen bir rüzgar gibi iliklerimce hissetmiştim.
Ahh! dudakların.
Dudakların cennete esinlendiğim tek yer.
Dudağının kenarından akan o su.
Nehirim. nehirimdir o su benim.
Ki sen. baştan aşağı sen.
Bir baş yapıt idin.
Benim bir tekim. tek tanem.
Gece düşündüğüm tek kadın.
Tek dişi, tek karşı cins.
Seni sevmeyi çok seviyorum.
Be kadınım..


Dokun

Üşüyen ellerim usul usul yüzünün sıcaklığına ilişiyordu. Ellerim, sevginin merhametine kayboluyorken, parmak uçlarım gülüşünün çizgisinin başladığı yerde duraksayıp dudaklarının soluğuna sığınıyordu. Parmaklarıma değen soluğundu. Parmaklarıma işleyen, soluğundu. Soluğun. Artık ayak parmak uçlarımdan başlıyordu aşk dediğimiz heyecan. Dudaklarında soluklanıyordu..
Adam.
Parmak uçlarım yudumladığım soluğunun mühürüdür şimdi.
Bir sana tutulan.
Bir sen de soluklanan.
Ki,
bu eller.
Bak bu eller artık yüzünün cennetinde kaybolan bu eller,
bi sana dokundukça parmak uçlarımda çiçekler açar.



Sana o gün olan dokunuşlarım. Seni öpüşlerim soluklarını iliklerime kadar hissettirdin be kadın. Ah! şehvet tutku ve arzu içinde hissedercesine sevmek. Dudaklarını içime çektiğim esnada bir an soluğumu yitirdim ve o an senin soluğunu kullandım evet eminim. Sonra evime gittim aynada kendime bakıyorum. Dudaklarıma, diyorum ki sonra; Bu dudaklar bir sarhoşluğa kapıldı, bir daha ayılmaz.

Kadına hitaben.

Kadına hitaben.
Bir kadın var,
aklımın kuytu köşesinde.
bünyem kaldırmaz oldu artık onu düşününce
bir kadın var.
özlemek eylemini onda gerçekleştiremediğim,
kızmak bağırmak sıkılmak kavramlarını onda uygulayamadığım.
bir kadın var.
işte o kadın.
beni en karanlık en kötü evrelerim de çekip çeviren.
boşuna demem "sen benim dönüm noktam miladımsın" diye
gözleri huzur cenneti.
yüreği. evet yüreği.
ah.. işte o yüreği ben benden eden.
beni yoldan çıkartan uğruna ölmeye intihara meyleden o yüreği.
her şeyin en güzel kat kat hak eden o yürek.
seni seviyorum kadın.
ve biliyorum senin ile geçen bir saniyemde bile pişmanlık duymayacağım.
keşkelerimiz hiç olamadı hiçte olmayacak hep iyikilerimiz var.
hepte iyiki erimiz olacak.
hayallerimiz yok bizim çünkü anı yaşamaktan başka bir şey yapmıyoruz.
hayal yerine yapılacaklar diyoruz biz ona.
imkansızlık nedir hele hiç bilmiyoruz.
tesadüflerimiz bizim aşkımızın meyveleridir.
evet tekrar söylüyorum ben bu kadını seviyorum.
anlatamadığım kadar çok türetemediğim kadar fazla.
seni seviyorum kadın.
inan seni seviyorum derken kaburgalarım içime sığmıyor.
hele ismimi deyişin beni durduramıyor kalbim hızlanıyor inan.
tebessümünde gözlerinde yüreğinde cenneti gördüğüm kadın.
ben cenneti neyleyim artık.
seni seviyorum sevdiğim kadın.


Adama hitaben.

Adama hitaben.
bir adam var.
söyledikleriyle kalmayıp, her bir kelimesinin harfiyle usul usul tenime dokunduğunu hissederim.
bir adam var ki her solukta soluğuma ilişir, cümleleri.
bir adam var ki gülüşünün her bir sesinde kulağımın tınısına değdiği yerde başlar,
sevdanın bahar türküsü.
bir adam var ki sormayın.
elleri var.
elleri.
geleceğim.
elleri yuvam.
avuç içleri hasret türküsü.
usul usul öptüğümde açar baharın tomurcaklanan sevda çiçekleri.
sevmek şimdi sevdanın hasret türküsü.
özleminden dilim lâl.
içim şen yuvası.
seni seviyorum adam.
sevdan şimdi dilimde susmayan bi türküsü,
ah!
sevmek. seni sevmek.
karanlığa bulanmış maviliğimin bahara bulanışı.
seni seviyorum.
seni seviyorum adam!
ve iliştiriyorum “iyi ki varsın, iyikilerimi gülümsetenim!”
şükür varlığına.


‪‎Grinin Elli Tonu‬

Pipi görünce ıyykk yapan sevişme-sex gibi kavramlardan kaçan görmezden gelen ay ayıp ay günah diyen kızlar. Şimdi grinin elli tonuna yoğun bir ilgi falan.Ya bir özenti sürüsüne uyuyorlar ya her kes çok merak ediyor diye onlar da ediyormuş gibi yapıyorlar hani gündemden geri kalmamak için, ya onlarda artık bir şeylerin farkına vardı bazı zevklerin tutkuların arzuların yada işte bütün bunları kabul etmeyip hala o kafada olduğu halde o filme ilgi göstermeye devam ediyorlar, bu ilginin bunlardan başka açıklaması olamaz.Yazık.

Benliğim

Ben. Benlik duygumu ona böldükten sonra hiçbir beni sevemediğimi anladığımda kelimelerimi bir başka hayatta canlandırıyordum. Zamanın kaybolduğunu anladığım o ilk an, bir tren yolculuğunda uyku ile uyanıklık arasındaydım. Hiçbir istasyon kaybettiğim onluk sistemimi getirmiyordu bana. Arıyor ve aranıyordum; kaçıyor ve kovalanıyordum. Bir araftı düşlediğim, ben çaresizce o rüyada gerçeklerle yüzleşiyordum.

Gece

Gece vaktiydi, mevsimlerden sonbahar. Genç kadın sağlı sollu eğlence mekânlarının olduğu o dar sokakta yavaş adımlarla yürürken dükkânlardan birinin önünde durdu. Kucağında bir şey taşıyordu, vazoya benzer bir kap belki biraz daha büyük.
Bir dükkânın önünde durdu ve öylece baktı bir süre, daha sonra kucağında taşıdığı vazoya daldırdı elini yavaşça ve avucuna aldığı bir parça külü saçtı etrafa, gözleri dolar gibi oldu bir an ama o öyle ulu orta ağlamayacak kadar da güçlüydü. Ya da öyle görünmeye çalışıyordu. Bir süre daha boş gözlerle baktıktan sonra etrafa, geldiği yöne doğru tekrar yürüdü ve bir süre sonra gözden kayboldu.
Yürüdü bir hayli, bitkin görünüyordu. Sanki yıllardır hiç durmadan öylece yürümüşçesine yorgundu. O bankın önünde durdu, ayağının altından dünya çekilmişçesine bir hareketle kendini bankın üzerine bıraktı. Yine aynı şekilde elini daldırdığı vazodan bir parça daha külü öylece saçtı etrafına.
Oturduğu yerde elindeki vazoyla konuşur gibi söylenmeye başladı.
-Böyle mi olmalıydı, söylesene bana böyle mi olmalıydı?
Daha bir kaç gün öncesine kadar sesini bile duyduğunda içinde kelebekler uçuşturan adam şimdi bir kül yığını halinde elindeki vazonun içine koyulmuştu ve onun kucağındaydı. Güzel günleri, şen kahkahaları, gelecek hayalleri her şey ama her şey şimdi bir kül yığınından ibaretti. Geriye kalan hepsi buydu.
O böyle istemişti, yakılarak küllerinin çocukluğunun, gençliğinin geçtiği ve aşkının ilk filiz verdiği yerlere saçılmasını söylemişti. Çünkü toprak altında öyle durmak yerine, her bir zerresinin ait olduğu sokaklara saçılması demek onun YOK olmaması demekti, o hep oralarda olacaktı. Adım adım severek gezdiği şehri, parkları bulacaktı bir şekilde ondan bir parça ve o hep var olacaktı.
İyi ya da kötü yaşadığımız ve yaşattığımız her bir anı ile var olacağız.

Gerçekten çok yazık

Ne oluyor ya bu insanlara her 3 5 satır bir şeyler yazan insanlar yazar-şair oluyor. Profillerin de geziyorum: “Kitabım yakın zamanda çıkıyor merak etmeyin” gibi şeyler. Ulan 2 yıl’dır benim kitabım çıkacak toplasan 3 4 yere 3 4 kişiye söylemişimdir siz gerçekten böyle yaptıkça bazı mesleklerin bazı şeylerin değeri gereğinden fazla azalıyor gerçekten çok yazık.