29 Kasım 2014 Cumartesi

Evet bu sefer istiyorum galiba.

Geçmiş kelimesinin tek anlamı “geçti” olacak benim için. Ve o yemekleri kusacağımı bile bile yiyeceğim. Elbet normale döneceğim, elbet midem kabul edecek bir noktadan sonra.
Gülümseyeceğim. Hatta tanımadığım insanlara bile. Fotoğraflar dışında bir yerlerde gülümsemek gerek artık. Hem bütün bunlar yalnızca benim için değil, tüm çevrem için. Gülümsemenin bulaşıcı olduğu ve bir gülümsemenin nasıl hayat kurtardığı ile ilgili çok eskilerde okuduğum yazı geldi aklıma. Gülümsemeliyim.
Herkesin gülmekten karnının ağrıdığı fakat benim “oldu o zaman” ifadesiyle takıldığım olayların komik tarafını farketmeliyim. Bir şeyler komik gelebilmeli artık bana. Oturup gumball izleyebilirim mesela. Çocukluk gerek bana. Deli deli hareketler lazım. Neşe lazım. Kahkahalar lazım.Huysuz bir yetmiş yaş sendromu tutmuş bırakmıyor yakamı. Yapma bir şey olur, gitme bir şey olur. Olmaz ki.
Üzücü olaylar için beter olmak yerine, böyle olması gerektiğini düşünmeliyim. Ne daha azını düşünmeli, ne de daha fazlasını istemeliyim. Neyse o. Nasılsa, o kadar.
Hayatın güzelliklerini yakalamalıyım. Fotoğraf makinem ne için duruyor? Böyle bir mucizeye sahipken değer bilmiyorum resmen!
Yalnız kalmak için, anlattığımda aklınızın hayalinizin duracağı şeyleri bir kenara bırakmalı, yalnızlık aşkımı bir kenara bırakmalıyım. Çok acı, fakat yapmalıyım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Gereksiz eleştiri gizli hayranlıktır çekememezliktir.