24 Kasım 2014 Pazartesi

Biraz kurgu birazda gerçekçi yaşanmış bir anım.

Sınıfımı değiştirdim artık bambaşka biri olduğumun farkındayım 1 senedir aklımdakiler yapacaklarım bir bir işliyor düzenli olarak bir senedir bi yandan da aman eski arkadaşarım görmesin bu halimi diyorum bu kadar değiştiğimi sınıfta çok sessiz sadece gerektiğinde konuşan sürekli kalemini çeviren fazla kimseyle arkadaşlık kurmayan yanımda oturan çocukla bile fazla samimi olmayan biriyim. 5 ay geçti aradan. Okuluma sınıfıma iyice alıştım herkesi tanıyorum artık kimin nasıl biri olduğunu analiz ettim ama onlar benim sadece ismimi biliyor o kadar, bi gün okul çıkışı bi yerde çay içmek istedim hafif tatlı bir yağmur yağıyor. 2 kız "onur nereye" dediler bende " bi yerde çay içmeye gidiyorum" dedim işte burda başlıyor kumpasları.

Merve: Bizde bir şeyler içmeye gidiyorduk istersen beraber gidelim hem konuşmuş oluruz.
Ben: Olur. Yalnız benim fazla vaktim yok 1 saate kalkarım.
Elif: Tamam sorun değil bizde senden sonra kalkarız eheheh:)) 
Ben: E iyi tamam o zaman benim bildiğim bir yer var oraya gidelim  sizin için  sakıncası yoksa.
Merve:  Olur olur sorun değil :))
(Belli ki ağzımdan laf almaya çalışacaklar anladım zaten başından beri.)
Oturduk Kadıköy de bir çay ocağına kızlar pek alışamadı zaten sandalyelere falan etrafa bakınıyorlar.
Ben: Sadri ustam 3 çay biri büyük demli olsun dedim.
Elif: Imm şey ben cappuccino alayım. ( dedi!) 
Ben: Abi sen bize 3 çay ver!
Merve: Neyse içelim o zaman.
Ben: Eee kızlar anlatın bakalım nasılsınız napıyorsunuz neler yaparsınız? (diyerek çayımı yudumladım.)
Elif: Imm ben 18 yaşındayım  Çengeeelköy de oturuyorum öyle kafama göre takılıyorum, bu okula zorla geldim ya babişin zoruyla eski okulumdan atıldım:( bizim sınıftaki çocukları hiç sevmiyorum ya daha yeni ilk defa bizim sınıftan biriyle dışarı çıktık oda sensin sende pek sessiz biri olduğun için :))
Merve:  Evet bence de bizim sınıftakiler çok barzo yaa!  Bende 18 yaşındayım Çamlıca da oturuyorum aynen bu okula Elif gibi zorla geldim baba zoruyla eski kolejimden atıldım off napcaz bu okulda ya:(
Elif: Eee sen anlat birazda?
Ben: Bende işte burda Kadıköy de oturuyorum. 18 yaşındayım tek başıma yaşıyorum bu okula liseyi bitirmek için geldim bu son senemiz bakalım neler olacak.
Merve: Hımm. E ama sen çok sessizsin ya sınıfta falan bakıyorum bazen kimsenin yanına gitmiyosun kimseden bir şey istemiyosun sadece derslerde derslere katılıyosun o kadar.
Elif: Bence dee şahsen ben seni hiç birine böyle hararetli bir şey anlatırken görmedim konuşmayı pek sevmiyorsun galiba yoksa sınıftakileri mi sevmedin bizim gibi ;) 
Ben:  Bilmem gitmeli miyim? yoo seviyorum sınıfımdaki insanları bu onlarla çok samimi onlara bir şeyler anlatmam anlamına gelmiyor sadece sarıdan insanlar okadar normal yani doğal.
Elif: Ya seni sormak yanındaki çocuğun yanına gittim sordum işte onur nasıl biri tek senle konuşuyo oda sadece derste konuşuyo ne diyo mesela neler anlatıyor dedim. Aynen böyle dedi " ya mal ya çok saf biri benden bir şey isteme sadece silgi istiyo o kadar he bişey anlatmıyor kendisi ile ilgili ama işin garibi kimsenin bilmediği soruları kendisi biliyo benim kulağıma bak şu sorunun cevabı böyle böyle kalk de hocaya diyo fark etmişsinizdir ben derse çok katılırım ama saf hepsini bana diyo eheheh:)" 
Merve: Bak görüyo musun onun yanında ki çocuk nasıl bir şeytan nankörün biri sen ona yardım ediyosun o arkandan neler diyor.
Ben: Yo aslında şaşırmadım tahmih ettim böyle biri olduğunu ve böyle şeyler diceğini yani bunlarıda göze alarak ona yardım ettim çünkü fark ediyordum zaten ben ona cevapları söylerken ona ilk 1 2 saniye bana bakığ hafif tebessüm edip ayağa kalkıyordu cevaplıyodu yani içinden gülerek mal bu çocuk ya diyip kalkıyordu şimdi siz böyle anlatınca düşündüklerim tamammen doğrusallaştı.
Elif:  Ne yani sinirli değil misin ona? artık oturmaya devam mı ediceksin?
Ben: Evet sinir değilim yani neden sinirli olayım biliyordum zaten çocuğu, sadece acıdım hiç bir şey bilmediği için ve gözüme sene sonunda ki karnesi geldi benim bildiklerimi ona söyleme gereği buldum boş ver sizde kasmayın bu kadar.
Merve: Vay be. Eee sevgilin var mı peki ? 
Ben:  Bilmem var gibi mi duruyorum ?
Elif:  Bence var.
Ben: Yok.
Merve: Bu arada motorun güzelmiş sade şirin hep motorla mı gezersin. ?
Ben: Evet vakit buldukça.
Elif: Sen neden bir şey sormuyorsun bizim hakkımızda.
Ben:Bilmem pek merak etmiyorum doğrusu.
(İkisi de benden bi soğudu şu an)
Elif:Ya artık beraber takılalım mı ben sevdim seni bizim gibisin hani takılırız falan okulda;)
Ben:Yo ben pek sanmıyorum sizin gibi olduğumu siz takılın bulmuşsunuz işte birbirinizi.
Merve: Bu arada sosyal medya hesaplarına baktım özellikle blogların da çok dolaştım baya iyi şeyler yazıyorsun ya bana da bi şiir yazsana :)) ?
Elif: Bana da bana da. Ay parası neyse veririm :))
Ben:Siz sanatı parayla satın almaya mı çalışıyorsunuz iyi misiniz kızım siz? Kalkın gidin şu masadan lütfen hadi. 
Merve: Ukala. Sen hep böyle soğuk mu konuşursun ya?
Ben: Peki ben size bi soru sorayım siz hep böyle meraklı mısınızdır karşınızdaki insan hakkında? Yani anlamadım sanıyorsunuz ama deminden beri benim hakkımda daha derin şeyler öğrenmek istiyorsunuz çok akıllısınız harbiden de.
Ben:Tamam sorun istediğinizi cevaplıcam sorun hadi ama bittikten sonra sonsuza kadar susacaksınız benim ile ilgili.
Merve: Tamam kızma ya biz sadece merak ettik seni sınıfta öyle farklı durunca sesiz konuşmaz falan.
Ben: Ha tüm merakınız benim sesizliğim ve o uyanık görünümlü zavallı çocuğa saf gibi yardım etmem mi. Tamam anlatıyım o zaman;
Baya dır tek başıma dolaşıyorum çok samimi olduğum beni çok iyi değilde iyi tanıyan insanlar- arkadaşlarımı uzun bir aradan sonra gördüğümde 3 5 gün onlarla vakit geçirdiğimde bana dedikleri tek şey şu "sen baya baya değişmişsin olum ne olmuş sana önceden hiç böyle değildin nedir seni değiştiren sebep yahut kişi" evet doğrudur değiştim aslında pek ciddi bir sebep yok hayat veya insanlar diyelim: Bundan 1 yıl önce çok konuşurdum böyle hiç susmazdım her şeye bir cevabım vardı onun için bana psikolog veya avukat derlerdi vs. vs. şöyle 1 ay falan düşündüm de şu ana kadar hiç susmadım da ne oldu insanları hep güldürdüm de veya hep bir şeyler anlattım da ne oldu  yine aynı şeyler yine aynı dert sıkıntı vb. Bakın insanlara ne kadar dertlerinizi ne kadar sıkıntılarınızı anlatırsanız boşuna çünkü onlar sizi dinlemezler anlamazlar. Anlıyormuş gibi yaparlar yada anlamadıkları şeylerle anca dalga geçerler. Ben her zaman doğruları konuşurdum hep bir şey yaşadıysam bir şey anlatıyorsam onu en sade şekliyle ve hiç bir abartı yalan koymadan anlatırdım karşımdakinin cevabı neydi biliyor musunuz " hadi lan oradan yalan söyleme" yada "yürü lan kendini övme bize" işte sonuç bu insanlar hep basit sıradan şeyler ile yaşadıkları için ufuklarını açmadıklarını için daha geniş daha güzel düşünmedikleri için hep güzel mükemmel şeyler onlara hep yalan veya imkansız uçuk bir şey gibi geliyor halbuki benim anlattıklarım çok sade ve sıfır yalansız. "Başkalarının beni anlamaması pekâlâ umurumda. Anlaşılmak istediğim insanlar var. Ne var ki, bence başkalarının bir dereceye kadar beni anlamamaları, kaçınılmaz. Ben onların beni anlamasını sağlamaya uğraşmaktan vazgeçtim. " Neden insanlara bir şey inandırmak yada bir şeyleri anlatmak için çabalayayım ki zaten karşımda ki bana inanmaya sıradan insan hayatı bitmiş tükenmiş bir insan her zaman sürüye uyacak hiç bir zaman tek başına bir şey düşünemeyecek kendi bildiğini yapamayacak her zaman başkasını dinleyecek veya başkasına muhtaç kalacak hep birileri onu idare edecek oynatacak sürüye katılan bir koyun olacak oda  neden böyle salak bir topluma kendimi veya kendim ile ilgili yaşanmış olayları anlatma çabasına gireyim ki o zaten beni söyleyeceklerimin bitmesi için dinliyor komikse hafif yalandan bi tebessüm ediyor dramatik bir şeyse yalandan vah kardeşim çok üzüldüm ya diyip geçiyor işte tüm olay bundan ibaret bende artık sessiz kalmayı tercih ettim çok konuşmamayı gerektiğinde böyle haksızlık bir durumda veya yardım edilecek durumlarda konuşmayı tercih ettim çokta iyi bir karar verdiğimi düşünüyorum yani sizin gibi meraklı insanlar varsa beni durdurup sormayı bıraksın bunu okusun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Gereksiz eleştiri gizli hayranlıktır çekememezliktir.