13 Temmuz 2015 Pazartesi
9 Temmuz 2015 Perşembe
Zamanın eli değdi bize
Zaman tabi ki de hiç bir zaman önemli olmadı benim için bu güne kadar hiç ilgilenmedim hiç dikkatimi çekmedi bundan sonra da çekecek gibi gözükmüyor. Çünkü değişen pek fazla bir şey olmuyor o eskiden izlediğimiz siyah beyaz film zamanlarında da dünya aynı şekil de idi sadece zaman denen bu saçma kavramın rakamı artıyordu o kadar, 1967 yılında da gökyüzü aynı şekilde maviydi güneş aynı yerdeydi gece olunca aynı şekilde karanlık olurdu bu gün 2015'te de aynı şekilde oluyor aslında biz hep aynı gökyüzüne bakıyoruz hiç değişmemiş olan gökyüzüne, değişen tek şey şartlar oluyor mekanlar oluyor bazen insanlar oluyor ve asıl önemli olan da neye göre değişiyoruz zamanın verdiği avantaj ile iyi yönde mi değişiyoruz kötü yönde mi.
6 Temmuz 2015 Pazartesi
Hava güzel. Gelme
bilmiyorsun, iyi değilim ben, hiç iyi değilim. içimden trenler geçiyor, insanlar geçiyor, zamansa dışımda benim, akıp gidiyor. sen kalıyorsun. senin zamanın yok, trenlere sığmıyorsun, insanlara benzemiyorsun, öyle sıradan değilsin. herkes gidiyor, sen kalıyorsun.
ellerim kokmuyor, senin gibi kokardı eskiden..
buralarda bir yerlerde hayalin olmalıydı, bulamıyorum. kim yasakladı seni bana! tanrı mı? hayat mı? zaman mı? şartlar mı? insanlar mı?
her gün görmek seni, duymak sesini her gün.,ama kokun yok, ılık bir esintiye armağan olmuş, gidivermiş. ellerime, yüzüme, dudaklarıma sinen kokun yok, sen varsın, kokun yok! kokun yokken varlığının anlamı yok!
nefes almayı bıraktım, kokun dolmayacaksa içime..
dudaklarım çatlamış, yara bere içinde, kan kırmızı. dudaklarım dudaklarınla buluşmayalı.
olduğum yerde kalakaldım. ne bir adımlık ne bir saniyelik yol alabildim. ama bıraktığın yerdeyim bana dokunduğun gibiyim hiç değişmedim. ne demiştik başlarken, "merak etme hiç bir şey demedik"
elinin ucunda hatta avucunun içindeyim, gözünün gördüğü her yerdeyim. gel gör ki sen bana dokunduğundan beri öptüğünden beri baktığından beri, ben kendimi bulamıyorum.
küstüm desem değil, dünyaya küsebilecek kadar büyük değil yüreğim. sadece seni içime alabilecek kadar bedenim. ruhun kadar avuçlarım.
"hadi gel!" desem olmaz; gelsen hiç olmaz.
içimi dökmüyorum, içim dökülüyor pul pul.
daha beteri, yere düşenleri toplayınca daha derli toplu olmuyor hayat.
susuyorum, nefesini içime çekerek
kim oldun, hangi zamana saklandın?
her gece içimdeki bu sarsıntı yeryüzünü titretirken, sen hangi göğün mavisindesin?
"haberim var." de!
"haberim var halinden, gözlerimde yankılanıyor acıların, haberim var" de! yeter bana, gelmesen de olur..
ellerim kokmuyor, senin gibi kokardı eskiden..
buralarda bir yerlerde hayalin olmalıydı, bulamıyorum. kim yasakladı seni bana! tanrı mı? hayat mı? zaman mı? şartlar mı? insanlar mı?
her gün görmek seni, duymak sesini her gün.,ama kokun yok, ılık bir esintiye armağan olmuş, gidivermiş. ellerime, yüzüme, dudaklarıma sinen kokun yok, sen varsın, kokun yok! kokun yokken varlığının anlamı yok!
nefes almayı bıraktım, kokun dolmayacaksa içime..
dudaklarım çatlamış, yara bere içinde, kan kırmızı. dudaklarım dudaklarınla buluşmayalı.
olduğum yerde kalakaldım. ne bir adımlık ne bir saniyelik yol alabildim. ama bıraktığın yerdeyim bana dokunduğun gibiyim hiç değişmedim. ne demiştik başlarken, "merak etme hiç bir şey demedik"
elinin ucunda hatta avucunun içindeyim, gözünün gördüğü her yerdeyim. gel gör ki sen bana dokunduğundan beri öptüğünden beri baktığından beri, ben kendimi bulamıyorum.
küstüm desem değil, dünyaya küsebilecek kadar büyük değil yüreğim. sadece seni içime alabilecek kadar bedenim. ruhun kadar avuçlarım.
"hadi gel!" desem olmaz; gelsen hiç olmaz.
içimi dökmüyorum, içim dökülüyor pul pul.
daha beteri, yere düşenleri toplayınca daha derli toplu olmuyor hayat.
susuyorum, nefesini içime çekerek
kim oldun, hangi zamana saklandın?
her gece içimdeki bu sarsıntı yeryüzünü titretirken, sen hangi göğün mavisindesin?
"haberim var." de!
"haberim var halinden, gözlerimde yankılanıyor acıların, haberim var" de! yeter bana, gelmesen de olur..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)